füsunkar'ın sayfasına hoş geldiniz :)

Ata'nın Gizlenen Belgeseli- 3 seri- herkes izlemeli..

{ 20:54, 17/11/2008 } { 12 yorumlar } { <%TrackbackCount%> trackbacks } { Link }




Atan'nın gizlenen belgeseli- 3 seri

ATA'NIN GİZLENEN BELGESELİ- 3 seri- onemli- herkes izlemeli..

Mailime gelen bir Atatürk belgesili. sizlerle payşamak istedim. 3 seri - mutlaka izlenmeli

Lutfen sorun yasadiginizda sayfayi kapatip tekrar girin ve tam sayfa izleyin.
Arada kopukluklar olabilir, alttaki gostergeyi tiklayarak kaldiginiz yerden devam edin.
iyi seyirler. Sevgiler.


From: Enis AkdaÄŸ

Subject: [Amerikadaki AyYıldız] ATA'NIN GİZLENEN BELGESELİ

 

LÜTFEN linki tiklayin...

1. belgesel-        http://www.megavide o.com/?v= VRXG4BBY

 
2. belgesel-      
http://www.megavideo.com/?v=EKR3WTLV


 3. belgesel-      http://www.megavideo.com/?v=E9Y1WUSI

******


 Atamın güzel sözleri

? Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir.


? Türk Milleti yeni bir iman ve kesin bir milli azim ile yeni bir devlet kurmuştur bu devletin dayandığı esaslar "Tam Bağımsızlık" ve "Kayıtsız Şartsız Milli Egemenlik"ten ibarettir. Yeni Türkiye devletinin yapısının ruhu Milli Egemenliktir. Milletin Kayıtsız Şartsız Egemenliğidir...


? Bütün ümidim gençliktedir.


? Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyet'i biz kurduk, O'nu yükseltecek ve sürdürecek sizlersiniz.


? Ne mutlu Türküm diyene !


? Öğretmenler! Cumhuriyet sizden düşünceleri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.


? Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak!


? "...bu ulusa ve ülkeye hizmet görevi bitmeyecektir."


? Biz büyük bir inkılap yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük.


? Devrimin amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır.


? Muallimler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğiticileri, sizler yetiştireceksiniz, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip bulunacaktır.


? Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız zemin hazırladı... Gerçek zaferi siz kazanacak ve devam edeceksiniz ve mutlaka başarılı olacaksınız.


? Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneği kazanmamıştır.


? Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.


? "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir..."


? Herkes ulusal görevini ve sorumluluğunu bilmeli, memleket meseleleri üzerinde o düşünceyle, düşünüp çalışmayı görev edinmelidir.


? Tarihi yaşadığımız gibi yazdık, fakat geleceği cumhuriyete inananlara, onu koruyanlara ve yaşatacaklara emanet etmek lazımdır.


? Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerdeki cephenin suskunluğudur.


? Benim Türk milletine, Türk cemiyetine, Türklüğün istikbaline ait ödevlerim bitmemiştir, siz onları tamamlayacaksınız. Siz de, sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz.


? İstiklal, istikbal, hürriyet, herşey adaletle kaimdir!


? Kendiniz için değil, bağlı bulunduğunuz ulus için elbirliği ile çalışınız. Çalışmaların en yükseği budur.


? "Uluslar, egemenliklerini geçici bile olsa, bırakacağı meclislere dahi gereğinden fazla inanmamalı ve güvenmemelidir. Çünkü meclisler bile despotluk yapabilir ve bu despotluk bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir. Meclislerin öyle kararları olabilir ki, bu kararlar ulusun yaşamına giderilmesi olanaklı olmayan zararlar verebilir."


? Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.


? Öğretmenler! Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli muhafızlar ister. Yeni nesli bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir.


? Öğretmen, yıllar sonra ödülünü alır.


? Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.


? Söz konusu olan vatansa, gerisi teferruat.

? Yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz. Fakat arkadaşlar, yorulmadan ne demek? Yorulmamak olur mu? Elbette yorulacaksınız. Benim sizden istediğim şey yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman dahi durmadan yürümek, yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni takip etmektir. Yorgunluk her insan, her mahlûk için tabii bir halettir, fakat insanda yorgunluğu yenebilecek mânevi bir kuvvet vardır ki, işte bu kuvvet yorulanları dinlendirmeden yürütür.


? Öyle istiyorum ki, Türk Dili bilim yöntemleriyle kurallarını ortaya koysun ve her dalda yazı yazanlar, bütün terimleriyle çoğunluğun anlayabileceği güzel, ahenkli dilimizi kullansınlar.


? Okul, genç beyinlere insanlığa saygıyı, millet ve ülkeye sevgiyi, bağımsızlık onurunu öğretir.


? Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk sanatı, Türk iktisadiyatı, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir.


? Müsbet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kudretli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir.


? Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.


? Bilelim ki, milli benliğini bilmeyen milletler, başka milletlere yem olurlar.


? Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.


? Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz.


? Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.


? Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.


? Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.

? Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız.

? Yurtta sulh, cihanda sulh.

? Türk milletinin istidatı ve kati kararı medeniyet yolunda durmadan, yılmadan ilerlemektir.

? Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare, cumhuriyet idaresidir.

? Yeni kuşak, en büyük cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.


? Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir.


? Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.


? Bir millet eğitim ordusuna sahip olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak eğitim ordusuyla mümkündür.


? Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.


? Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır.


? Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.


? Türk Milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektir.


? Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar.


? Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.


? Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.


? Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için yeterlidir.


? Biz dünya medeniyeti ailesi içinde bulunuyoruz. Medeniyetin bütün icaplarını tatbik edeceğiz.


? Dünyanın her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır.


? Bizim devlet idaresinde takip ettiğimiz prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.


? Milletimiz her güçlük ve zorluk karşısında, durmadan ilerlemekte ve yükselmektedir. Büyük Türk Milletinin bu yoldaki hızını, her vasıtayla arttırmaya çalışmak, bizim hepimizin en kutlu vazifemizdir.


? İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?


? Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.


? Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan, biçim ve kılıkta başarıdan çok, ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip donanmaktır. Ben muhterem hanımlarımızın Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacak, aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacak şekilde ışıkla, bilgi ve kültürle donanacaklarından asla şüphe etmeyen ve buna kesinlikle emin olanlardanım.


? Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa.


? Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.


? Çalışmak demek, boşuna yorulmak, terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü uygar buluşlardan azami derecede istifade etmek zorunludur.


? Hiçbir zafer amaç değildir. Zafer, ancak kendisinden daha büyük bir amacı elde etmek için belli başlı bir vasıtadır.


? Zafer, bir fikrin istihsâline (elde edilmesine) hizmeti nispetinde kıymet (değer) ifade eder. Bir fikrin istihsâline dayanmayan bir zafer pâyidar olamaz (yaşayamaz). O, boş bir gayrettir.


? Her büyük meydan muharebesinden, her büyük zaferin kazanılmasından sonra yeni bir âlem (dünya) doğmalıdır, doğar. Yoksa başlı başına bir zafer, boşa gitmiş bir gayret olur.


? Türkiye'nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iktisadi siyaseti bu aslî gayeye erişmek maksadını güder.


? Ekonomik kalkınma, Türkiye'nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir.


? Tam bağımsızlık, ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür.


? Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve çöküş vardır. Her ilerleyişin ve kurtuluşun anası hürriyettir.


? Tarih bir milletin kanını, varlığını hiçbir zaman inkar edemez


? Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunamaz.


? Millete efendilik yoktur. Hizmet vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur.


? Basın milletin müşterek sesidir. Başlıbaşına bir kuvvet, bir okul, bir öncüdür.


? Biz barış istiyoruz dediğimiz zaman tam bağımsızlık dediğimizi herkesin anlaması gerekir.


? Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.


? Siyasi, askeri zaferler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa meydana gelen zaferler devamlı olamaz, az zamanda söner.


? Memleket mutlaka modern medeni ve yeni olacaktır. Bizim için bu hayat davasıdır.


? Yeni Türkiye Devleti temellerini süngüyle değil, süngünün de dayandığı ekonomi ile kuracaktır. Yeni Türkiye Devleti cihangir bir devlet olmayacaktır. Fakat yeni Türkiye Devleti bir ekonomi devleti olacaktır.


? Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz, itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur.


? Devrim yasası, eldeki yasaların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarımızdaki akımı boğmadıkça, başladığımız devrim ve yenilik bir an bile durmayacaktır. Bizden sonraki dönemlerde de böyle olacaktır.

? Büyük başarılar, değerli anaların yetiştirdikleri seçkin çocukların yardımıyla meydana gelir.


? Toplumdaki başarısızlığın sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ihmal ve kusurdan doğmaktadır.


? Bu memleket dünyanın beklemediği, asla umut etmediği ayrıcalıklı bir varoluşa sahne oldu. Bu sahne en az 7 bin senelik bir Türk beşiğidir. Beşik doğanın rüzgarıyla sallandı; beşiğin içindeki çocuk doğanın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk doğanın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu sonra onlara alıştı; Onların oğlu oldu. Bir gün o doğa çocuğu, Doğa oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu... Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.


? Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için, en hakiki mürşit bilimdir, fendir.


? Bütün dünya bilsin ki, benim için bir yandaşlık vardır: Cumhuriyet yandaşlığı, düşünsel ve toplumsal devrim yandaşlığı. Bu noktada yeni Türkiye topluluğunda, bir bireyi bunun dışında düşünmek istemiyorum.


? Savaş zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir.


? Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın müspet fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. 1927


? Bombasırtı olayı (14 Mayıs 1915) çok önemli ve Dünya savaş tarihinde eşine rastlanması mümkün olmayan bir olaydır. Karşılıklı siperler arası 8 metre , yani ölüm kesin. Birinci siperdekilerin hepsi kurtulmamacasına düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerlerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğuk kanlılıkla biliyormusunuz? Bomba, şarapnel, kurşun yağmuru altında öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir cekinme bile göstermiyor. Sarsılma yok. Okuma bilenler Kur' an-ı Kerim okuyor ve cennete gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenlerse Kelime-i şahadet getiriyor ve ezan okuyarak yürüyorlar. Sıcak cehennem gibi kaynıyor. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren dünyanın hiçbir askerinde bulunmayan tebriğe değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale savaşlarını kazandıran bu yüksek ruhtur.


? Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre malik olmak, seçtiği dinin icaplarını yapmak ve yapmamak hak ve hürriyetlerine maliktir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz. 1925


? Tüketici yaşamak iyi değildir. Üretici olalım. 1925


? Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların amacı, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağımıza uygun ve bütün mana ve biçimiyle uygar bir toplum haline değiştirmektir.


? Tam bağımsızlık, ancak mali bağımsızlık ile mümkündür. Bir devletin maliyesi bağımsızlıktan yoksun olunca, o devletin bütün hayat ışıklarında bağımsızlık felç olur. (1 Mart 1922)


Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.


Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır.
Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.


Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasde ve fiile dayanan taassupkar hareketlerden sakınıyoruz.


Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız.
İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal, onu "ben" kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!
Bu millete çok şey öğretebildim ama onlara uşak olmayı bir türlü öğretemedim.


Süngülerle, silahlarla ve kanla kazandığımız askeri zaferlerden sonra, kültür, bilim, fen ve ekonomi alanlarında da zaferler kazanmaya devam edeceğiz.


Zafer, "Zafer benimdir" diyebilenindir. Başarı ise, "Başaracağım" diye başlayarak sonunda "Başardım" diyebilenindir.
Egemenlik verilmez, alınır.
Türk Milleti bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı varolmalarının yegane koşulu olarak kabul etmiş cesur insanların torunlarıdır. Bu millet hiçbir zaman hür olmadan yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.


Milletimiz davranışlarında ve gayretlerinde sarsılmaz bir bütünlük gösterdiği için başarılı olmuştur.


Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.


Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.


Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir.


Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.


"Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir... Türk milleti milli birlik ve beraberlik içerisinde güçlükleri yenmesini bilmiştir… Türk milletinin tarihi bir niteliği de güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni
alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır..."


"Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır."


"Türk’ün haysiyeti, onuru ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür."


"Öğretmenler; Cumhuriyetin fedakar öğretmen ve eğitimcileri, yeni nesli sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin beceriniz ve fedakarlığınızın derecesiyle orantılı olacaktır. Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir... Sizin başarınız Cumhuriyetin başarısı olacaktır."


"Türk milleti güzel her şeyi her medeni şeyi, her yüksek şeyi sever, takdir eder. Fakat muhakkaktır ki, her şeyin üstünde taktir ettiği bir şey varsa o da kahramanlıktır."


"Bizim milletimiz, vatanı için, hürriyeti ve egemenliği için fedakar bir halktır."


"Türk esirlik kabul etmeyen bir millettir."


"Bizim başka milletlerden hiç bir eksiğimiz yok. Cesuruz, zekiyiz, çalışkanız, Yüksek amaçlar uğrunda ölmesini biliriz."


"Büyük şeyleri büyük milletler yapar."


"Türk milletinin son yıllarda gösterdiği harikaların yaptığı siyasi ve sosyal inkılapların gerçek sahibi kendisidir. Milletimizde bu kabiliyet ve tekamül var olmasaydı, onu yaratmaya hiçbir kuvvet ve kudret yeterli olamazdı."


"Bu millet kılı kıpırdamadan dava uğruna canını vermeye razı olmasaydı ben hiç birşey yapamazdım."


"Giriştiğimiz büyük işlerde, milletimizin yüksek kabiliyet ve yüksek sağduyusu başlıca rehberimiz ve başarı kaynağımız olmuştur."


"Türk kuvvet ve zekasının yenmediği ve yenemeyeceği güçlük yoktur."


"Benim hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir."


"Gerektiğinde vatan için bir tek fert gibi yekpare azim ve karar ile çalışmasını bilen bir millet elbette büyük bir geleceğe layık ve aday olan bir millettir."


"Bir milletin başarısı, mutlaka bütün milli güçlerin bir istikamette oluşmasıyla mümkündür. Bu nedenle bilelim ki, elde ettiğimiz başarı, milletin güç birliği etmesinden, ortak hareket etmesinden ileri gelmiştir. Eğer aynı başarı ve zaferleri gelecekte de tekrarlamak istiyorsak, ayni esasa dayanalım ve aynı şekilde yürüyelim."


"Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir."


"Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."


ATATÜRK'ün GENÇLİĞE HİTABESİ

NUTUK


Türk Gençliğine Bıraktığımız Kutsal Armağan

Saygıdeğer baylar, sizi, günlerce işlerinizden alıkoyan uzun ve ayrıntılı sözlerim, en sonu tarihe mal olmuş bir dönemin öyküsüdür. Bunda, ulusum için ve yarınki çocuklarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek kimi noktaları belirtebilmiş isem kendimi mutlu sayacağım

Baylar, bu söylevimle, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun, bağımsızlığını nasıl kazandığını; bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım.


Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır.


Bu sonucu, Türk gençliğine kutsal bir armağan olarak bırakıyorum.


Ey Türk gençliği! Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, sonsuzluğa değin korumak ve savunmaktır.


Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel, senin en değerli hazinendir. Gelecekte de, seni bu kaynaktan yoksun etmek isteyen iç ve dış kötücüller bulunacaktır. Bir gün, bağımsızlığını ve cumhuriyetini savunmak zorunda kalırsan, ödeve atılmak için, içinde bulunacağın durumun olanaklarını ve koşullarını düşünmeyeceksin! Bu olanak ve koşullar çok elverişsiz bir nitelikte belirebilir. Bağımsızlığına ve cumhuriyetine kıymak isteyecek düşmanlar, bütün dünyada benzeri görülmedik bir utku kazanmış olabilirler. Zorla ve aldatıcı düzenlerle sevgili yurdunun bütün kaleleri alınmış, bütün gemilikleri ele geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesi fiilen işgal edilmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acı ve daha korkunç olmak üzere, yurdunda, iş başında bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık, üstelik, hainlik içinde olabilirler. Dahası iş başında bulunan bu kişiler, kendi çıkarlarını, yurduna girmiş olan düşmanların siyasal erekleriyle birleştirebilirler. Ulus, yoksulluk ve sıkıntı içinde ezgin ve bitkin düşmüş olabilir.

Ey Türk geleceğinin çocuğu! İşte, bu ortam ve koşullar içinde bile ödevin, Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Bunun için gereken güç, damarlarındaki soylu kanda vardır!


Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyet'i biz kurduk, O'nu yükseltecek ve sürdürecek sizlersiniz.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

? Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir.


? Türk Milleti yeni bir iman ve kesin bir milli azim ile yeni bir devlet kurmuştur bu devletin dayandığı esaslar "Tam Bağımsızlık" ve "Kayıtsız Şartsız Milli Egemenlik"ten ibarettir. Yeni Türkiye devletinin yapısının ruhu Milli Egemenliktir. Milletin Kayıtsız Şartsız Egemenliğidir...


? Bütün ümidim gençliktedir.


? Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyet'i biz kurduk, O'nu yükseltecek ve sürdürecek sizlersiniz.


? Ne mutlu Türküm diyene !


? Öğretmenler! Cumhuriyet sizden düşünceleri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.


? Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak!


? "...bu ulusa ve ülkeye hizmet görevi bitmeyecektir."


? Biz büyük bir inkılap yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük.


? Devrimin amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır.


? Muallimler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğiticileri, sizler yetiştireceksiniz, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip bulunacaktır.


? Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız zemin hazırladı... Gerçek zaferi siz kazanacak ve devam edeceksiniz ve mutlaka başarılı olacaksınız.


? Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneği kazanmamıştır.


? Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.


? "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir..."


? Herkes ulusal görevini ve sorumluluğunu bilmeli, memleket meseleleri üzerinde o düşünceyle, düşünüp çalışmayı görev edinmelidir.


? Tarihi yaşadığımız gibi yazdık, fakat geleceği cumhuriyete inananlara, onu koruyanlara ve yaşatacaklara emanet etmek lazımdır.


? Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerdeki cephenin suskunluğudur.


? Benim Türk milletine, Türk cemiyetine, Türklüğün istikbaline ait ödevlerim bitmemiştir, siz onları tamamlayacaksınız. Siz de, sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz.


? İstiklal, istikbal, hürriyet, herşey adaletle kaimdir!


? Kendiniz için değil, bağlı bulunduğunuz ulus için elbirliği ile çalışınız. Çalışmaların en yükseği budur.


? "Uluslar, egemenliklerini geçici bile olsa, bırakacağı meclislere dahi gereğinden fazla inanmamalı ve güvenmemelidir. Çünkü meclisler bile despotluk yapabilir ve bu despotluk bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir. Meclislerin öyle kararları olabilir ki, bu kararlar ulusun yaşamına giderilmesi olanaklı olmayan zararlar verebilir."


? Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.


? Öğretmenler! Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli muhafızlar ister. Yeni nesli bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir.


? Öğretmen, yıllar sonra ödülünü alır.


? Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.


? Söz konusu olan vatansa, gerisi teferruat.

? Yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz. Fakat arkadaşlar, yorulmadan ne demek? Yorulmamak olur mu? Elbette yorulacaksınız. Benim sizden istediğim şey yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman dahi durmadan yürümek, yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni takip etmektir. Yorgunluk her insan, her mahlûk için tabii bir halettir, fakat insanda yorgunluğu yenebilecek mânevi bir kuvvet vardır ki, işte bu kuvvet yorulanları dinlendirmeden yürütür.


? Öyle istiyorum ki, Türk Dili bilim yöntemleriyle kurallarını ortaya koysun ve her dalda yazı yazanlar, bütün terimleriyle çoğunluğun anlayabileceği güzel, ahenkli dilimizi kullansınlar.


? Okul, genç beyinlere insanlığa saygıyı, millet ve ülkeye sevgiyi, bağımsızlık onurunu öğretir.


? Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk sanatı, Türk iktisadiyatı, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir.


? Müsbet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kudretli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir.


? Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.


? Bilelim ki, milli benliğini bilmeyen milletler, başka milletlere yem olurlar.


? Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.


? Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz.


? Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.


? Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.


? Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.

? Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız.

? Yurtta sulh, cihanda sulh.

? Türk milletinin istidatı ve kati kararı medeniyet yolunda durmadan, yılmadan ilerlemektir.

? Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare, cumhuriyet idaresidir.

? Yeni kuşak, en büyük cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.


? Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir.


? Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.


? Bir millet eğitim ordusuna sahip olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak eğitim ordusuyla mümkündür.


? Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.


? Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır.


? Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.


? Türk Milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektir.


? Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar.


Mustafa Kemal Atatürk

http://fusunkar.spaces.live.com/



Gel Beraber Beni Sevelim

{ 13:29, 17/11/2008 } { 5 yorumlar } { Link }

 Bağımlı Obsede SEVGİ Nedir'in devamı

“KARA SEVDA.. BAĞIMLI/Obsede SEVGİ NEDİR 1

GEL BERABER “BENİ SEVELİM:)))

Sevgili Dostlarım,

SEVGİ insanın KENDİSİNİN VE BİR BAŞKASININ

ruhsal gelişimini desteklemek amacıyla, benlik sınırlarını genişletme

 ARZUSU VE EYLEMİDİR.

Bu nedenle

SEVGİ,

“başkalarını, benimsemediğimiz yönlerine rağmen olduğu gibi kabul etmek olan SAYGIDAN” ÇOK DAHA FAZLASIDIR.

Tek başına

SEVME İSTEĞİ VEYA SEVGİ DUYGUSU “SEVME” DEĞİLDİR.

SEVGİDE HEM NİYET VARDIR HEM DE EYLEM.

SEVGİ YALNIZCA VERMEK DEĞİLDİR; akıllıca, sağduyulu ve mantıklı (aklın terazisinde tartarak) bir biçimde vermek demektir. Hatta

BAZEN DE VERMEMEK DEMEKTİR.

Sevgi mantıklı övgü, mantıklı eleştiri demektir.. sadece teselli edip rahatlatmak değil, mantıklı bir biçimde tartışmak, mücadele etmek, yüzleşmek, zorlamak, teşvik etmek ve gerektiğinde hedefe doğru itmektir. Yani sevgiyle davranmak, içgüdüyle davranmak veya kontrol edemeyeceğimiz duyguların yönetimde davranmak değildir. GERÇEKTEN SEVEN KİŞİ,

bilinçli olarak hoşlanmadığı, o anda sevgi duymadığı, hatta

KENDİSİNE İTİCİ GELEBİLEN BİR İNSANA KARŞI DA SEVGİ DOLU YAPICI DAVRANIŞLARDA BULUNUR.

 O halde

SEVMEK,

Bireyin

 ÖZGÜR İRADESİYLE YAPTIĞI bir SEÇİM, TERCİHTİR, İNSANIN YAPTIKLARIYLA BELLİ OLUR.

İki insan birbirini ancak, her biri kendi başına yaşayacak güçte olup da, birlikte yaşamayı seçtikleri zaman sevebilir.

Bağımlılık sevgi gibi görünebilir. Çünkü o insanların, kendilerini bir başkasına şiddetle bağlamasına neden olan bir güçtür. Gerçekte

 BAĞIMLILIK SEVGİ DEĞİL, SEVGİSİZLİKTİR.

Vermekten çok almanın peşindedir. Olgunlaşma yerine çocuklaşmayı besler. Özgürleştirmek yerine, kısıtlamaya, köleleştirmeye çalışır. Sonunda da İLİŞKİLERİ VE İNSANLARI GELİŞTİRMEK YERİNE YIKIMA UĞRATIR.

(Örnekler içeren iki numaralı yazım daha geniş açıklamalar içerecektir)

BAĞIMLI/

 (obsede)

KİŞİLERİN, SADECE BAŞKALARININ KENDİLERİ İÇİN NE YAPABİLECEKLERİYLE İLGİLENDİKLERİNİ”

çok hoş bir şekilde anlatan aşağıdaki yazıyı, bir iki ufak nokta dışında çok beğendiğim için, dikkatinize sunmadan edemedim.

Sevgilerimle.

Tuncay Erciyes

07 Kasım 2008




GEL BERABER “BENİ SEVELİM”.

"HER ÁŞIK ASLINDA KENDİNE ÁŞIKTIR" DESEM...

"Hadi oradan!" dersiniz.

Fakat vallahi öyle.

Hayır, bilimsel açıklaması falan yok.

Bakın, tecrübe denen şey bilimden aşağı değildir!

Hem şimdi konuşturmayın beni... Ne yapmıştı bilim adamları hatırlarsınız...

Kalp ilacı bulduk diye dayadılar V...'yı kalp hastalarına... Adamlar gitti gider fakat p...... "yıkılmadık ayaktayız" diye bağırıyor... O zaman anladılar ki meğer i..... hapıymış buldukları.

Benim de yaptığım bundan farklı bir şey değil.

Yıllardır kadınla erkeği eviriyorum, çeviriyorum, ilişkilere bir oradan, bir buradan bakıyorum, deneye yanıla... En son işte gördüm ki

İNSAN ASLINDA KENDİNE ÁŞIK OLUYOR.

Şimdi şöyle...

Kadın, erkek fark etmez, kişi zaman zaman kendisini tapılası bir yaratık olarak görür. Artık hangi hormonun etkisiyle, bilinmez.

Öyle sever, kendini öyle beğenir ki, bunu birisiyle paylaşmak ister. Tıpkı

"ÇOK GÜZEL BULGUR PİLAVI YAPTIM GEL BERABER YİYELİM"

diye komşusuna seslenen Hayriye Hanım gibi, etrafından gözüne kestirdiği birini çağırır:

"GEL BERABER BENİ SEVELİM."

Ezberinde aşkın iki kişilik olduğu da vardır ya... Fakat işte

"İKİ KİŞİLİK"TEN ANLADIĞI "İKİMİZ BİR OLALIM BENİ SEVELİM"DİR.

Ama bunun farkında değildir elbet. Karşısındakine áşık olduğunu zanneder.

"Hayatımın erkeğini/kadınını buldum!"

Ne şans! ..

HAYATINIZIN ERKEĞİNİN YENİ ZELANDA'DA DEĞİL DE AYNI OFİSİN AYNI ODASINDA, KARŞI MASADA KONUŞLANMIŞ OLMASI!..

* * *

"Nesini sevdin?" diye sorarlar áşıklara...

Aslında cevabı yoktur bunun. Fakat herkes makul veya mantıksız bir cevap verir.

Kimi edebiyat parçalar...

"GÖZLERİNDE YILDIZLARIN İZİNİ BULDUM."

Kimi daha gerçekçidir...

"GÜLERKEN BEMBEYAZ DİŞLERİ GÖRÜNÜYORDU."

Fakat en doğrusu, yani tezime en uygun olanı şudur:

BENİ SEVMESİNİ SEVDİM.

Bakın

İNSAN KENDİNİ DEĞİL DE KARŞIDAKİNİ SEVSE HAKİKATEN, O İLİŞKİDE HOŞGÖRÜDEN, ŞEFKATTEN, ANLAYIŞTAN GEÇİLMEZ.

Kıskançlığın ise esamisi okunmaz.

Ha ana-baba, ha sevgili yani.

Sizi bilmem, ben böylesine rastlamadım hiç.

Peki, ayrılmak isteyen tarafın yakasına yapışıp

 "SEN BENİ NASIL TERK EDERSİN!" DİYE BAĞIRMAK, HESAP SORMAK NEYİN NESİ ZANNEDİYORSUNUZ?

O HÁLÁ KENDİNE ÁŞIKTIR, ÖTEKİNİN BUNA EŞLİK ETMİYOR OLMASINA DAYANAMIYORDUR!

Dikkat edin, insan kendinden hoşnut olmadığı dönemlerde kimseyi sevemez. AYRILIKLAR DA O DÖNEME DENK GELİR ZATEN. KENDİNDEN BIKMIŞTIR ASLINDA.

Dur bakalım daha neler keşfedeceğim!

ALINTIDIR..

Kaynağı bilinmiyor.

*

Benim bu yazıda eksik gördüğüm, katılmadığım husus şudur;

Yazıda geçen,

"İNSAN KENDİNİ DEĞİL DE KARŞIDAKİNİ SEVSE HAKİKATEN, O İLİŞKİDE HOŞGÖRÜDEN, ŞEFKATTEN, ANLAYIŞTAN GEÇİLMEZ.

 Kıskançlığın ise esamisi okunmaz."

ifadesi, bitişte yer alan,

"insan kendinden hoşnut olmadığı dönemlerde kimseyi sevemez.

AYRILIKLAR DA O DÖNEME DENK GELİR ZATEN. KENDİNDEN BIKMIŞTIR ASLINDA"

ifadesi ile kısmen uyumsuzluk gösteriyor.

Eğer insan kendinden hoşnut olmadığı dönemlerde kimseyi sevemezse ki bence de doğrudur, bu durumda önceki cümlede zafiyetmiş gibi gösterilen "insanın KENDİSİNİ

sevmesi"nden

ŞİKAYET EDİP,

ona

"SADECE KARŞINDAKİNİ SEV DEMEK" DEMEK YANLIŞ OLUR.

Bu istek sevginin şu tanımına da uymaz;

"SEVGİ

insanın

KENDİSİNİN VE BİR BAŞKASININ

ruhsal gelişimini desteklemek amacıyla, benlik sınırlarını genişletme

 ARZUSU VE EYLEMİDİR"

O halde

BEN/ego YOK OLDUĞU AN, "BAŞKASININ ruhsal gelişimini desteklemek amacıyla, BENLİK

 sınırlarının genişletilmesi" olarak tarif ettiğimiz

 SEVGİNİN DE VAR OLMASI SÖZ KONUSU OLAMAZ.

 Dolayısıyla,

"GEL BERABER “BENİ SEVELİM"

sözünde

YANLIŞ

olan şey

BEN'İN SEVİLMESİ DEĞİL, ÖTEKİNİN SEVİLMESİNİN İHMAL EDİLMESİ,

sevmenin BİZ'i KAPSAYACAK ŞEKİLDE GENİŞLETİLMEMESİDİR.

Sevgilerimle.

Tuncay Erciyes

Hayat bir kahve fincan gibidir,Bazen acı bazen tatlı olur.önemli olan kahvenin tadı değil,onu kiminle içtiğinizdir.....

 



Bağımlı Obsede SEVGİ Nedir

{ 12:48, 17/11/2008 } { 1 yorumlar } { Link }



Bağımlı Obsede SEVGİ Nedir 2

 

BAĞIMLILIK VE BAĞIMLI SEVGİ İLİŞKİLERİ

Sevgi Hakkında yaygın yanlış bir anlayış da BAĞIMLILIĞIN SEVGİ OLDUĞUNUN SANILMASIDIR.

Bu Psikoterapistlerin hemen her gün uğraşmak zorunda kaldıkları bir olaydır. Aşık olduğunu sanan pek çok kişi şöyle der,

“Yaşamak istemiyorum.

ONU ÖYLE ÇOK SEVİYORUM Kİ,

 O

 (kocam, karım, kız arkadaşım, erkek arkadaşım)

OLMAKSIZIN YAŞAYAMAM.”

 Ben de çok kez,

“YANILIYORSUNUZ. SİZ ASLINDA ONU SEVMİYORSUNUZ”

diye karşılık veririm. Kızgınlıkla sorarlar, “Ne demek istiyorsun? Onsuz yaşayamayacağımı söyledim ya”  Açıklamaya çalışırım, “Sizin tanımladığınız şey

SEVGİ DEĞİL, ASALAKLIKTIR. VAR OLABİLMEK İÇİN, BİR BAŞKA KİŞİYE MUHTAÇSANIZ,

siz bu kişiye yapışmış bir

 ASALAKSINIZ

demektir.” Böyle bir ilişkide

SEÇİM VE ÖZGÜRLÜK YOKTUR.

 Artık sevgi değil bir

 ZORUNLULUK,

mecburiyet söz konusudur.

SEVGİ MECBUR OLDUĞUMUZ İÇİN DEĞİL, ÖZGÜR İRADEMİZLE YAPILAN BİR SEÇİM, BİR TERCİHTİR.

İki insan birbirini ancak,

HER BİRİ KENDİ BAŞINA YAŞAYACAK GÜÇTE OLUP DA, BİRLİKTE YAŞAMAYI SEÇTİKLERİ ZAMAN SEVEBİLİR.

Bağımlı kişi ise,  bir başka insanın etkin bir biçimde kendisiyle ilgilendiğinden emin olamazsa, kendi bütünlüğünü hissedemez veya işlevini yerine getiremez. (Bunun bir bedensiz varlık olması, Spiritüalizm’de Obsesyon olarak adlandırılır,

OBSESYON,

bir varlığın başka bir varlığın yönetimi altına, çoğu kez

İZİN VEREREK, İSTEYEREK GİRMESİDİR. Bazı kişiler, kendilerine güvensizlikleri ve yeterince bilgi, deneyim sahibi olmamaları yani kendi ayakları üzerinde duramadıkları veya durmak zor geldiği için, bir obsede ediciyi davet ederler. Obsede kişiler, obsede eden varlığa sormadan hiç bir önemli kararı veremezler. Kendi akıllarına, bilgilerine ve vicdanlarına güvenmeyi beceremezler, Tuncay) 

BEDENEN SAĞLIKLI İNSANLARDA, "BAĞIMLILIK" PATOLOJİK BİR HASTALIKTIR.

Ama

“SÜREKLİ BAĞIMLILIĞI,

zaman zaman herkeste oluşabilen

“İHTİYAÇ DUYMA”dan AYIRT ETMEK LAZIMDIR.

Kendimize derinlemesine bakarsak, ne denli güçlü olursak olalım, ne denli sorumluluk sahibi ve dikkatli olursak olalım, ara sıra, “BAŞKALARININ BİZE BAKIP GÖZETMESİNİ” ARZU ETTİĞİMİZİ GÖRÜRÜZ.

Kaç yaşında olursak olalım, ne kadar olgun olursak olalım, hayatımızda, doyum verici bir ana veya baba figürünün bulunmasını isteriz ve ararız. Ama

ÇOĞUMUZ İÇİN BU ARZULAR YA DA DUYGULAR,  YAŞAMIMIZI YÖNETME, VARLIĞIMIZA EGEMEN OLMA DURUMUNDA DEĞİLDİR.

 Eğer bunlar yaşamımızı yönetmeye ve varlığımıza egemen olmaya başlamışsa, biz artık düpedüz

“BAĞIMLI” OLURUZ.

 Bireyin yaşamının bağımlılık duygusu tarafında yönetilmesine,  Psikiyatri  dilinde “PASİF  BAĞIMLI KİŞİLİK SENDROMU”

adı verilir.

 (Ben kısaca

"BAĞIMLI KİŞİLİK"ve "BAĞIMLILIK" terimlerini kullanmayı tercih ettim,

Tuncay)

Bağımlı İnsanlar, sevilmeyi öyle çok arzu eder ve ararlar ki

BAŞKALARINI SEVECEK ENERJİLERİ KALMAZ.

Bu kişileri açlıktan gözü dönmüş kişilere benzetebiliriz. Bunların kimseye verecek yiyecekleri yoktur. Sanki içlerinde bir boşluk, dipsiz bir kuyu vardır ve bir türlü tamamen doldurulamaz. Daima içlerinde bir şeylerin eksikliğini, bir şeylerden yoksun olduklarını duyumsarlar.

YALNIZLIĞA KATLANAMAZLAR.

Kendilerini bir bütün olarak hissetmedikleri için gerçek bir kimlik duygusundan da yoksundurlar ve

KENDİLERİNİ, TÜMÜYLE, BAŞKALARIYLA OLAN İLİŞKİLERİYLE TANIMLARLAR.

AŞAĞIDAKİ OLAY GERÇEK BİR VAKADAN ALINMIŞTIR;

Otuz yaşındaki bir genç adam, karısının iki çocuğunu alarak, kendisini terk etmesi üzerine beni ziyarete geldi. Karısı ilgisizliği sebebiyle onu üç kez  tehdit etmiş, değişeceğine söz verip onu kalmaya razı etmiş ancak değişmeyince, karısı tehdidini gerçekleştirmişti.  Adam iki gecedir uyumamıştı, endişe içinde tir tir titriyor ve gözlerinden yaşlar boşanıyor ve

CİDDİ OLARAK İNTİHAR ETMEYİ DÜŞÜNÜYORDU.

Ağlayarak,

“BEN AİLEM OLMADAN YAŞAYAMAM. ONLARI ÖYLE ÇOK SEVİYORUM Kİ” diyordu. Ona, “Doğrusunu istersen, çok şaşırdım. Siz kendiniz, karınızın şikayetlerinin yerinde olduğunu, onun için hiçbir şey yapmadığınızı, canınız isterse eve geldiğinizi, karınıza duygusal ya da cinsel hiçbir ilgi duymadığınızı, hatta çocuklarınızla aylarca konuşmadığınızı, onlarla hiçbir zaman oynamadığınızı ve hiçbir yere götürmediğinizi söylediniz. Ailenizle zaten hiçbir ilişkiniz yokmuş, o halde

OLMAYAN BİR ŞEYİ KAYBETTİĞİNİZDEN DOLAYI NİÇİN BU KADAR ÜZÜLÜYORSUNUZ,

anlamıyorum doğrusu.” dedim. “Anlamıyor musun?

BEN ARTIK BİR HİÇİM.

Hiç… Karım yok. Çocuklarım yok.

 KİM OLDUĞUMU BİLMİYORUM.

Onlara aldırmıyor olabilirim, ama

ONLARI SEVMEK ZORUNDAYIM. ÇÜNKÜ ONLARSIZ BEN BİR HİÇİM”

dedi. Derin bir Depresyona girmişti. Kendisine iki gün sonraya randevu verdim. Bir düzelme beklemiyordum. Ama geldiğinde neşe içinde ofisime daldı ve “Her şey yoluna girdi” dedi. “Aileniz geri mi geldi?” diye sordum. “Yoo hayır” dedi, mutlu bir yüzle. “Onlardan henüz bir haber almadım. Ama DÜN AKŞAM BARDA BİR KIZLA TANIŞTIM. Benden gerçekten hoşlandığını söyledi. O da benim gibi eşinden ayrı yaşıyormuş. Bu gece yine buluşacağız.

KENDİMİ YENİDEN İNSAN GİBİ HİSSETMEYE BAŞLADIM.

Artık size gelmeme gerek kalmadı sanırım.” Dedi.

BİR DİĞER ÖRNEKTE;

Güzel, zeki ve bazı bakımlardan da son derece sağlıklı düşünen genç bir kadın,  on yedi yaşından yirmi bir yaşına kadar, art arda ve hepside gerek zeka gerek kapasite bakımından, gerekse de medeni durumları bakımından engelli, yani

 KENDİSİNE UYGUN OLMAYAN, BİR SÜRÜ ERKEKLE ÇIKMIŞ VE CİNSEL İLİŞKİYE GİRMİŞTİ.

Sorun ortaya konduğunda, anlaşıldı ki,  KENDİSİNE UYGUN ERKEĞİ BEKLEYECEK SABRI YOKTU, 

elini uzatsa seçebileceği pek çok erkek olmasına rağmen, bunlar arasından bir seçim yapmayı bile bekleyemiyordu. Bir ilişkiyi bitirmeden 24 saat bile geçmeden, barda veya sokakta rastladığı ilk adama takılıyor ve bir

SONRAKİ TERAPİ SEANSINA BU ADAMA ÖVGÜLER DÜZEREK GELİYORDU.

 “İşsiz olduğunu ve çok içtiğini biliyorum” diyordu. “Ama aslında çok yetenekli biri ve bana gerçekten değer veriyor. Bu ilişki iyi gidecek biliyorum”  Ama hiçbir zaman iyi gitmiyordu.

 BUNUN TEK NEDENİ YANLIŞ ADAMIN SEÇMESİ DEĞİLDİ. ANCAK ADAMA GİTTİKÇE DAHA ÇOK YAPIŞMAYA BAŞLIYOR, SEVGİSİNİ KANITLAMASINI TALEP EDİYOR, HER AN ONUNLA BERABER OLMAK İSTİYOR, YALNIZ KALMAYI KABUL ETMİYORDU.

Her ilişki bittiğinde aynı kısır döngü tekrar başlıyordu. Üç yıl süren terapi seansları esnasında,  kendi zekası ve yeteneklerini takdir etmeyi öğrendi.

 DUYDUĞU BOŞLUK VE ACIYI GERÇEK SEVGİDEN AYIRT ETMEYE BAŞLADI. Açlığın ve yalnızlık duygusunun, kendisini nasıl aşağılayıcı ilişkilere sürüklediğini fark etti. Yeteneklerini ve iyi yönlerini geliştirebilmek için yalnızlık ve açlık duygusunun verdiği acıya tahammül etmeyi ve kendini disiplin altına almayı öğrendi ve kısır döngüden kurtulmayı başardı.

HIZLI DEĞİŞEBİLİRLİK, BAĞIMLI KİŞİLERİN TİPİK BİR DAVRANIŞIDIR.

Sanki “Bağlanacak birisi bulunsun da kim olursa olsun” derler. Kimliklerinin ne olduğu da fark etmez. Yeter ki kendilerine kimlik verebilecek birisi bulunsun. Bunun sonucu olarak ilişkileri çok yoğun görünse de aslında son derece sığdır. İçlerinde duydukları güçlü boşluk hissi ve bu boşluğu doldurma arzusu yüzünden,

BAĞIMLI KİŞİLER, BAŞKALARINA DUYDUKLARI GEREKSİNİMLERİNİ HEMEN DOYURMAK İSTERLER, BU KONUYU ERTELEMEYE, BİR SÜRE YALNIZ KALMAYA DAYANAMAZLAR.

 (Bugün 23 Ekim 2004 günlerden Cumartesi. Dışarısı sıcak ve güneşli, adeta Yazdan kalan bir gün. İşte böyle bir günde, dışarıda ve dostlarımla olmak yerine, evde yalnız olmayı, okumayı ve yazmayı tercih ettim. Üstelik bu sıralarda çıktığım insan da varken. Yazar bunu mu kast etti, yoksa ben mi abarttım Ne dersiniz?

Tuncay)

BAĞIMLI KİŞİLER SADECE BAŞKALARININ KENDİLERİ İÇİN NE YAPABİLECEKLERİYLE İLGİLENİRLER;

Bir keresinde beş hastadan oluşan bir grupla çalışıyordum. Onlardan, hedeflerini anlatmalarını isteyerek, Beş yıl sonra kendilerini hangi durumda bulmak istediklerini, sordum. Hepsinden aynı karşılığı aldım.

“BENİ GERÇEKTEN SEVEN BİRİYLE EVLİ OLMAK İSTERİM”

İçlerinden hiç biri, kendisinden çok şey beklenen bir işi yürütmeyi, bir sanat eseri yaratmayı, topluma bir katkıda bulunmayı, söylemedi. Hayallerinde çaba gösterme  fikri yer almıyordu. Onlara, “Sevileceğinizden emin olmanın tek yolu

SEVİLMEYE LAYIK OLMANIZDIR. EĞER HAYATTAKİ TEK HEDEFİNİZ PASİF BİR ŞEKİLDE SEVİLMEYE LAYIK OLMAKSA, BU HEDEFE ULAŞAMAYACAKSINIZ”

dedim. Bunu söylemekle bağımlı insanların, başkaları için asla bir şey yapmayacaklarını söylemek istemiyorum. Ama yapsalar bile bunun arkasındaki itici güç, başkalarının onlara karşı bağımlılığını attırmak ve böylece KENDİLERİNİ EMNİYETE ALMAKTIR.

Eğer işin içinde, karşılık olarak, 

BAŞKASI TARAFINDAN İLGİ GÖSTERİLMEK YOKSA

 bu insanlar nedense,

“BİR ŞEYLER YAPMAKTA” SON DERECE ZORLANIRLAR.

BAĞIMLILIĞIN KAYNAĞINDA SEVGİ EKSİKLİĞİ YATAR;

Bağımlı kişilerin kurtulamadıkları içsel boşluk hissi, doğrudan doğruya ana babalarının, çocuklukları sırasında gereksindikleri şefkat, dikkat ve özeni kendilerine verememiş olmalarının bir sonucudur.

ÇOCUKLUKLARINDA SEVİLEN VE ÖZEN GÖSTERİLEN ÇOCUKLAR, KENDİLERİNİ DEĞERLİ VE SEVİLMEYE LAYIK BULURLAR (Meğer çocuklarına güvenen, seven, cesaretlendiren bir ana babaya sahip olmak ne kadar önemliymiş. Demek ki bu sebeple eşini kaybeden pek çok insan gibi yalnızlığa dayanamayıp, hemen evlenmemişim:)) KENDİ KENDİLERİNE KARŞI DÜRÜST OLDUKLARI  VE BU NİTELİKLERİNİ KORUDUKLARI SÜRECE DE SEVİLECEKLERİNDEN VE ÖZEN GÖSTERİLECEKLERİNDEN EMİN OLARAK YETİŞKİNLİĞE ADIM ATARLAR.

Halbuki sevgisiz yada sevginin düzensiz bir biçimde gösterildiği bir ortamda büyüyen çocuklar, yetişkinliğe adım atarken böyle bir iç güvenden yoksundur. Tam tersine, içlerinde bir güvensizlik ve

 “HİÇBİR ŞEYE YETERİNCE SAHİP DEĞİLİM” HİSSİ VE DÜNYANIN GÜVENİLMEZ

ve hiçbir şey vermeyen bir yer olduğu duygusu bulunur. Kendilerinin de değerli ve sevilebilir olduklarından pek emin değillerdir. Bu nedenle, nerde olursa olsun, ilgi sevgi ve güven elde etmek için çabalamalarına ve bulduklarında da kaybetmemek için hırsla yapışmalarına şaşmamak gerekir. Bu da onları, sonunda, korumaya çalıştıkları ilişkileri yok edecek, sevgisiz, karşılarındakini idare etmeye götüren Makyavelist davranışlara götürür.  SEVGİ İLE DİSİPLİN ELELE YÜRÜR. BAĞIMLI KİŞİLERİN AŞIRI BAĞIMLILIĞI, ASLINDA KARAKTER BOZUKLUĞUNUN (notu okuyunuz) EN ÖNEMLİ TEZAHÜRÜDÜR. Bağımlı kişiler ÖZ-DİSİPLİNDEN yoksundur. İlgiye karşı duydukları açlığın, doyurulmasının getireceği

HAZZI GECİKTİRMEYİ İSTEMEZLER VE BUNU YAPAMAZLAR.

Bağlılıklar kurmak için her şeyi yaparlar ve DÜRÜSTLÜKTEN BİLE VAZGEÇERLER. Bağımlı kişilerin en önemli özelliği SORUMLULUK DUYGUSUNDAN YOKSUN OLMALARIDIR.

 Pasif bir biçimde Başkalarının, hatta çocuklarının, kendilerine

 MUTLULUK VE DOYUM KAYNAĞI OLUŞTURMALARINI BEKLERLER.

Bunun için de mutsuz ve doyumsuz oldukları zaman, bundan

BAŞKALARINI SORUMLU TUTARLAR. Sonuçta sürekli olarak

KIZGINLIK DUYARLAR.

Bu nedenle, bir başkasına bağımlı olmak için kendinize izin vermeniz,

KENDİNİZE YAPABİLECEĞİNİZ EN BÜYÜK KÖTÜLÜKTÜR.

Sevgilerimle.

Tuncay Erciyes

23 Ekim 2004, Son gözden geçirme 07 Kasım 2008

Bu yazı Dr. M. Scott Peck’in Akaşa yayınlarınca basılmış olan

 "AZ SEÇİLEN YOL"

 isimli kitabının tarafımdan yorumlanarak yapılmış bir özetidir.

Not: NEVROZ VE KARAKTER BOZUKLUĞU; Sorumluluk duygusunun normal olmayışı, bozukluğudur. Nevrotik biri çok fazla sorumluluk üstlenir. Karakter bozukluğu olan ise çok az sorumluluk üstlenir. Nevrotikler, dünya ile aykırılığa düştüklerinde, otomatik olarak suçun kendilerinde olduğunu varsayarlar. Karakter bozukluğu  olanlar ise aynı durumda otomatik olarak dünyayı suçlu bulurlar. Çok azımız dışında herkes bir dereceye kadar Nevrotiktir ya da Karakter bozukluğuna sahiptir.  Bunun nedeni hayatta, hangi şeylerden sorumlu olup, hangi şeylerden sorumlu olmadığımızı ayırt etmenin, çok zor olmasıdır. Bu hiçbir zaman tam anlamıyla    çözülemeyen bir sorundur.


İnsan dilediği kadar bilgisiyle şişinip dursun, dilediği kadar
nesnel görünsün, boşuna !
Sonunda her zaman ancak kendi yaşam
öyküsünü elde edecektir.



Bugün yine çok güzelsin hayat herşeye rağmen...

{ 17:26, 12/11/2008 } { 3 yorumlar } { Link }



°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°

Bugün yine çok güzelsin hayat herşeye rağmen...

 °•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°

Bugün yine hayatımın son günüymüş gibi her şeyi bir çırpıda yaşamak istercesine, delicesine bir istekle kalktım yatağımdan. her ne kadar yaşadıklarımdan kaynaklanan acı izler varsa da yüzümde gülümsemelisin dedim kendime.Yıkılmamalısın, bunlar da geçecek dedim.. Bu ilk sancıların mı senin? Çaresizliği ilk kez mi yaşıyorsun? Allah sana her çaresiz kaldığında güç vermemiş miydi?

 Rabbin senin yüzüne bakıp sonsuz merhametiyle kucaklamamış mıydı? Her yıkıldığında seni tutup kaldırmamış mıydı? Ya  yaralarına merhem olmamış mıydı? Rahmetini esirgemiş miydi söyle hadi?  Neler geçmedi ki hayatından… Ayrıca bir sen misin acı çeken? Hadi gülümse, somurtmanın sırası değil dedim. Güne nasıl başlarsan öyle devam eder diye telkin verdim kendime ve  her zamanki inancımla bugün yine çok güzelsin hayat her şeye rağmen demeyi de ihmal etmedim. İlk kendime günaydın dedim aynalarda.

Uzun uzun baktım aynaya. Sanki ilk kez görüyordum yüzümü. Meğer ne kadar da yabancılaşmışım  kendime. Aynadaki gördüğüm yüz benim miydi?  Önce saçlarıma  dokundum ve yüzüme.  Bu benim yüzüm olamaz. Hayat bak gör nicedir halim. Eserinle övünebilirsin. Uzun zamandır aynalara da küsmüşüm meğer. Uzun uzun gözlerimin içine baktım. Hayat dolu, pırıl pırıl gülen gözlerim yoktular. Gülen gözlerim gitmiş, boş boş bakan donuk bakışlar yerleşmiş sanki gözbebeklerime.  Oysa her şey değişse gözler değişmez diye biliyordum. Öyle bir değişiyormuş ki… Bunu gözlerimin içine baktığımda farkettim. Elimi dudağıma doğru götürdüm ve parmağımla dudağıma dokundum.  Gülmek ne de çok yakışıyordu sana.  Eskiden gülmek için bahaneler yaratırdın ya  ne oldu böyle ? Kim çaldı o dudağındaki  tebessümü? Sen de mi vurgun yedin hayattan? Olsun varsın hadi gülümse. Bak  her şey çok güzel olacak dedim ve miniminnacık bir tebessüm yerleştirdim yüzüme. Belki çok içten  değildi ama en azından gülmeyi denedim zor olsa da.

İnsan bazı şeylerin farkına neden sonra varıyor. Biliyorum ki her şey insanlar için. Sevinçler, üzüntüler, hastalıklar, doğumlar, ölümler ve her bir şey…  Ne yaşanıldıysa  yaşanılsın kara gün kararıp kalmayacak. Her gecenin bir sabahı var ve elbet bir gün her şey yoluna girecek. Polyannacılık oynamaya devam dedim kendi kendime. Bir şeyleri umut ederek yaşamak insanı bir nebze de olsa mutlandırıyor. Umut et ki mutlu olasın. Bense o mutluluğu deliler gibi özlemişim. Mutluluk bir gün bana da gelecek misin? Bir gün bana da gülecek misin? Hadi bir gün bana da gel... Birlikte hasret giderelim. Kollarımı açtım, sonsuz  sevgimle seni  kucaklamak için sabırsızlıkla bekliyorum. Hadi gell.. Geç olsa da gel olur mu? Biliyorsun ki her zamanki gibi ben yine seni, ben heeep seni bekliyor olacağım. Hem de yılmadan, yorulmadan.

Bitmeyen bir özlemle seni bekliyorum..

Fazla bekletme olur mu?

 

°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°

°•.¦.•°Yazan°•.¦.•°Füsun°•.¦.•°

 °•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°

 

Beklenen gün gelecekse çekilen çile kutsaldır.



Avuçlarımda tıpkı bir dua gibisin hayat.

{ 15:30, 12/11/2008 } { yok yorumlar } { Link }


°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°


Avuçlarımda  tıpkı bir dua gibisin hayat.


°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°

Soldurmaktan korktuğum bir gülün zarafetiyle duruyorsun avuç içlerimde.Onun içindir ki avuçlarım her daim semaya dönük olacak. Kapatmayacağım avuçlarımı, tıpkı bir dua gibi koruyacağım seni.. Kırmadan, incitmeden…  Sen de beni koruyabilecek misin peki, benim seni koruyabildiğim gibi?  Bana sahip çıkabilecek misin benim sana  her şeyinle sahip çıktığım gibi ?  Ben ki sana  bağrımın en yanık tarafıyla sevdalanmışım. Sen de beni her şeyimle  bağrına basabilecek mısın? Sana olan bağlılığımı, sadakatimi koruyabilecek misin? Avuçlarımdaki en kutsal dua gibi koruduğum hayat, sahi sen de bana sahip çıkabilecek misin?

°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°

°•.¦.•°Yazan°•.¦.•°Füsun°•.¦.•°

 °•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°

Seni diğerlerinden farksız yapmaya tüm gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş başladığında asla bitmez…

 



{ } { Sayfa 1 of 47 } { Sonraki Sayfa }

Hakkımda

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlar
Fotoğraf Albümüm

<%Calendar%>

Linkler

cazibelibocek
mizikci
hayatperest

Kategoriler

<%Category%>

Yeni Yazılar

Ata'nın Gizlenen Belgeseli- 3 seri- herkes izlemeli..
Gel Beraber Beni Sevelim
Bağımlı Obsede SEVGİ Nedir
Bugün yine çok güzelsin hayat herşeye rağmen...
Avuçlarımda tıpkı bir dua gibisin hayat.

Arkadaşlar

canon766
bizimada
tuanax
poyrazkoy
metekan
nesil :-)))))))))))))
azmavi
gonulsofrasi
ecinindunyasi
bayramsekeri
renklisesnet
insandenenmechul
bendesaklisin
evlilikdrami
minigindunyasi
tontonnine
ecininyenidunyasi
poyrazkoy34



More Cool Stuff At POQbum.com